“Hoşça Kal Hayat…”
Ne acı, haber yapmaya gittiğin yerde, son haberi beklerken son habere kendi adının yazılması…
Her defasında haberin altına imzanı atarken bu kez haberin içinde konu olmak… Hem de “Görev Şehidi” sıfatıyla… Belki de başlığıyla…
“Evlat Acısı”nı sadece sözlük anlamıyla bilenleredir bu yazı…
“Acımız büyüktür, acın acımdır” diyen 3 gün sonra unutanlaradır…Evladını yitirmek ömrünü yitirmektir…
Canının, canına-cana hasret kalmasıdır… Sevgiliyi, canı, kanı, hayatı, aşkı toprağa gömmektir bir daha görememek bilinciyle… Kabullenememektir… Nefes alamamaktır….
Burun direği sızlamasının alasıdır… Her sabah kalbe bıçak saplanmasıyla uyanmaktır… Feryat etmektir, haykırmaktır… Ama isyan etmemeyi başarmaktır !
Evlat gider bayram biter… Artık ne bayramın vardır ne seyranın, ne düğünün ne derneğin…Her bayram sana cenazenin ilk gününü yaşatır…Evladının gömülü olduğu şehirden uzaklaşamamaktır…
Uzaklaşırken de ilk durak evladının mezarı başıdır…
Her şehir dönüşü ilk uğrak yer evladının yine başucudur… “Allaha ısmarladık!”’ın karşılığı “Güle güle”yi duyamamaktır. “Ben geldim yavrum!”un cevabı “Hoş geldin anne!”yi duyamamaktır… Sırlarını sadece onunla paylaşmaktır… İlk evi mezarı ilan etmektir…
Yediği her lokma boğazında dizilir… Uyuduğu her an vicdanı boğazına çöker… Her uykuya geçerken Allahına yalvarır yavrusunu “bir kerecik bile olsa rüyasında görebilmek” için…
Kaybettiği evladının akranlarını sessizce izler… “Benim yavrum da yaşasaydı şimdi şöyle olurdu böyle olurdu”lu cümleleri asla tükenmez…
Uzaklara dalıştır evladını yitirmek… Belki çıkar gelir bir yerlerden diye günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca, saçlarına ak düşene, son nefesini verene kadar beklemektir, dönmeyeceğini bile bile !!!
Her çocukta, her yetişkinde, her nefeste onun kokusunu, dokusunu aramaktır, hissetmektir…
Her kabristan ziyaretinde toprağa kapanmaktır, teselliyi toprağa sarılıp, o buz gibi mezar taşında sıcaklığını aramaktır… Bir ana-babanın öpmeye hasret kaldığı o yanak artık mezar taşıdır…
Gözlerinden sel olup akarken haykırarak “Annemmm, ben geldim, kalk yavrum!” demektir…
Onun için hayat biter… Yavrusuyla beraber toprağın altında kalmıştır hayat… Sonrasında yaşadığı zorakidir, zorunluluktur… Allah korkusudur…
Anneler Günü – Babalar Günü’nü unutmaktır… Boynu bükük, gözü yaşlı geçirmektir… 10 tane evladı daha olsa, o bir eksikle hiç birinin yerini dolduramamasıdır…
Her ana ile yüreği bir olur…
Ateş düştüğü yeri yakarken o acıyı yaşamışları sadece yakar geçer çünkü bilir o acının ne olduğunu… Gerisi laftır, sözdür…
Ben evlat acısı nedir bilmem… Çünkü hiç anne olmadım. Ama evlat acısını yaşamış bir ana-baba ile aynı evde yaşamanın ne demek olduğunu, nasıl olduğunu çok iyi bilirim.
Dil’e kolay anaya-babaya zordur “Vatan sağolsun!” demek…
Hürriyet Gazetesi
Adana
Akıllı Kentlerde Herkes Belediye Başkanı
Bu haftaki röportaj konuğumuz Sampaş Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya…
İstanbul’da düzenlenen Cebit Bilişim Fuarı’nda kendilerine ayrılmış A3 salonundaki standında röportaj için bir araya geldik.
Çok içten çok sıcak, çok samimi… Tabiri yerindeyse Çukurova’nın sıcak elbisesini giymiş üzerine.
“Ben de Adanalıyım biliyorsun değil mi?” diye tüm güler yüzlü enerjisiyle selamlıyor ve Adanalı olmanın gururunu yaşatıyor.
“Bak şu gördüğün yerler bizim” diyor koca salondaki stantları göstererek… Bir Adanalının başarısına tanık olunca tekrar tekrar Adanalılığımla gurur duydum. Bu Adana toprakları gerçekten iksirli…
Şekip Karakaya kimdir, biraz sizi tanıyalım?
Adana’nın varoş mahallesinde doğmuş, şehrin sorunlar yumağı Güney’inde doğmuş bir Adana sevdalısı… Adana’da herkes Şekip Karakaya’yı tanır ama bir kimliğim saklıdır. %95’i tanır ve ne iş yapıyor derseniz Adana Güç Birliği Vakfı’nın Kurucu Başkanı’dır” der…
“Akıllı Kentler” projesi ile adınızı duyurdunuz. Sorulara geçmeden önce sormak istiyorum. Kentler akıllanıyor da insanlar akıllanıyor mu?
Tabi taşlar akıllanmıyor, insanlar akıllanıyor. İnsan çok farklı bir şey… İnsan çok aktif değildir, insanlar öncülükten çok hoşlanmazlar, insanlar çok statükocudur. TV izlerken aynı koltukta oturursunuz, yemek masasında aynı yerde yemek yersiniz bunlar alışkanlıktır ve alışkanlıklar insanları yönetir. Birileri çıkar o güne kadar yapılanı değiştirmeye başlar bu inovasyondur, iki türlüdür. Ya düzenleyici anlamında olur ya da köklü değişim olur. Köklüler devrim olur, düzenleyici de reformdur. Sonuçta akıllandırma işlemi de öyledir.
Türk insanı kökten değişimi mi yoksa yavaş yavaş çaktırmadan değişime mi alışıyor?
Türk insanı çok kökten değişimi sevmiyor ama İngiliz de sevmiyor. Aslında insanlar değişimi sevmiyor.
O halde Akıllı Kent nedir, önce bunu biraz anlatır mısınız?
Biz bir kente girip tamamen coğrafi tabanlı olarak uydu fotoğrafları, yer altı haritalarıyla yer üstünde özel radar sistemleriyle şehrin bütün altını tarıyoruz ve nerede kablo var, nerde data hattı var, nerde kanalizasyon var nerde patlak var her şeye bakıyoruz. Sosyal yardımlarda yanılmalar olmasın diye bütün kişilerin bilgilerini kayıt yapıyoruz ve en önemlisi yönetim yerine yönetişim bilimini sunuyoruz. Bir belediye başkanına, kurmaylarına ve belediye çalışanlarına nasıl bir yönetim şekli istiyorlarsa cep telefonu ile bütün bir belediyi yönetecekleri hale getiriyoruz. Yani kastettiğim kentlerin kendi dinamiklerini ortaya çıkarması ve zenginleşmesi. Bunu ancak düzenli çalışırsanız bilirsiniz. Bizim AKOS projemiz bunları çalışıyor.
Kimsenin artık belediye binasına gitmesine gerek yok mu?
Hayır yok. Bizim beraber iş yaptığımız belediye binaları bomboş. Bakın en son çalıştığımız bir belediye sloganı “Vatandaş Başkan”
Beyoğlu Belediyesi’nin değil mi?
Evet… Beyoğlu Belediye başkanı diyor ki “Benim vatandaşım şehirde günlük hayatını yaşarken doğumdan ölüme benimle
neyi paylaşmak istiyorsa bana gelmesine gerek kalmadan benim ona açtığım 14 iletişim kanalından bana ulaşabilir” düşünün vatandaş bu iletişim kanalını kullanarak belediye başkanına çok rahat ulaşıyor ve o sırada şikayeti ne ise aynı anda o şikayeti olduğu birime de o bildiri gidiyor.
Bu sistem ne kadar sürede kuruluyor? Beyoğlu bitti mi?
Beyoğlu şuanda Avrupa’nın ve Amerika’nın birçok şehrinden daha ileri düzeyde Belediyecilik uygulamasına sahip ve Beyoğlu Belediyesi de bunu Cebit İletişim fuarında anlatmak istedi.
Peki, toplam kaç belediye ile çalıştınız?
Bugüne kadar bütün yönleriyle bitirdiğimiz belediye sayısı 60. Çalıştığımız belediye sayısı 400 küsur. Bunların dışındaki daha küçük belediyeleri de Türk Telekom ile birlikte yürüttüğümüz ayrı geliştirdiğimiz bir proje ile de 2400 belediye var. Dolayısıyla 60 belediye dünyaya örnek olabilecek kadar iyi uygulamalarla sosyal, ekonomik yanıyla çok çok önde.
Sampaş’ın başarısı yani?
Hayır sadece Sampaş’ın değil. Bu belediyelerde çalışan Vizyoner başkanların, Sampaş’ın ekiplerinin, teknik ekip mühendislerinin, sahadaki proje ekiplerinin ve bu projeyi hayata geçirdiğinde algılayan ve onu günlük hayatına sokan halkın başarısıdır. Bu projenin ayaklarından biri eksik olsaydı işi götüremezsiniz.
Vahap Munyar’ın yazısında “Akıllı Kent Otomasyon Sistemleri”nin belediye gelirlerini arttırdığını yazmıştı örnek olarak da Şanlıurfa… Sanıyorum Adana’nın da en acil buna ihtiyacı var?
Şimdi Adana’nın da ihtiyacı var dersem yanlış algılanabilir sanki ticaret yapmak istiyorum gibi düşünülebilir. Adananın bütün kentlerden daha çok ihtiyacı var. Adana bu işi benimle yapıyor olsun olmasın doğru bir organizasyonla hemen başlatması gerekiyor. Adana böyle bir akıllanma projesiyle ortaya çıkabilirse şehrin bütün sorunlarını kökten bitirebilir.
Şanlıurfa projesi nasıl gerçekleşti? Bu sistem sayesinde ne kadar kazanç elde ettiler?
Ben bu projeyi 2004 yılında TÜBİTAK ile bitirdim. Şanlı Urfa Belediyesi 2006 yılında proje başladı 2007 bitti. İlk 11 Trilyon bulduk… 2010 yılının sonunda Şanlı Urfa Belediyesinin aynı gelir kalemlerinden geliri 21 Trilyon iken bizim sistemle birlikte 2010 yılında tahattüt bazında 86 trilyon, tahsilat bazında 75 Trilyona çıktı. Bu sistem sayesinde kaçak gelirler de ortaya çıkıyor ve dolayısıyla rakamlar işte ortada…
Dünyada sizin projenin bir başka örneği yok. Peki, size yurtdışından gelen başvurular var mı?
Birçok ülkede fiilen iş anlaşmalarımızı yaptık. Şuanda özellikle Balkan ülkelerinde ve Kuzey Afrika’da, Arap yarım Adasında şuanda o sistemleri yerel sistemlerin bizim programlarımızla onların bugüne kadar yaptığı çalışmaları birleştirecek bir ara yüz geliştirmeye çalışıyoruz. Balkanlar da aşağı yukarı bitti çalışmalar.
Okuryazarlık oranı Türkiye’de çok düşükken bu sistemi kullanmak zor olmayacak mı? Burada da bir eğitim söz konusu değil mi?
Bakın İngiltere, Hindistan-Pakistan savaşından sonra getirdiği 4 milyon Hindu ile Pakistanlıyla yaşadı ama onlar çözdüler. Eğer çözmek isterseniz dünyada hangi sorunla karşılaşırsanız karşlılasın onun önünüzde yaşanmış bir örneği vardır. Akıllıca bakarsanız, bulursanız başaramayacağınız hiçbir şey yok. İngiltere oturdu “Bu bir problemdir çözmemiz lazım” dedi ve çözdü.
Diğer ülkelerde durum nasıl?
Türkiye yeni bir yarışa girdi, Türkiye geriden düzenleyen dünya coğrafyasında yerini çok onurlu bir noktada almak istiyor bunun için hepimizin çok çalışması gerekiyor. Gençlere bu gerçekleri doğru anlatabilecek bir yapılanmayı bütün dilimizin döndüğünce her fırsatta her platformda anlatmamız gerekiyor çünkü inanınki ben Suriye’ye Irak’a, Tunus’a, Fas’a, Cezayir’e gittim Türkiye gerçekten o kadar şanslı ki oralara gittiğimde insanların canlarıyla uğraştığını gördüm, para pul ekonomiden tamamen uzak olduğunu gördüm. İçinde bulunduğumuz nimeti doğru kavrayalım, kavgalardan vazgeçelim. Üretmeyi anlayabilirsek ve üretebilirsek onurumuzu şahsiyetimizi kurtarmış oluruz. Üretemezsek “Köşe dönmeci” bir yaklaşım sürdürmeye çalışırsak başkaları günahkar biz tertemiz olduğumuz iddiasını sergilersek biz daha çoook sıkıntılar yaşarız. Hep beraber çalışırsak Türkiye çok güzel yerlere gelecek. Herkes kendi öyküsünü yazsın.
Son olarak eklemek istedikleriniz neler?
Sonuçta tüm yönetimler, ideolojiler bir amaç için çalışıyorlar. Amaç insanları mutlu ediyor, hepimizin ortak çabası bu. Ben 30 yıl önce insanların hayatını etkileyen, insanlara dokunan temas eden bir işe başladım. Ve 30 yıldır başka iş yapmadım, sadece bu işi yaptım. Bu çok da alışılmış bir model değil, bana gelen başka iş tekliflerini düşünmeden elimin tersiyle ittim. Şimdi bundan çok büyük onur duyuyorum. Şimdi istiyorum ki insanlar aslında sebeplerindeki kesinlikle kendilerinin olduğu şikayetlerden başkalarını sorumlu tutmasınlar. Bütün sonuçlarda insanların kendi sebepleri yatıyor. Bunun için insanlar bunu Sampaş Yönetim Kurulu Başkanı olarak söylemiyorum, Adanalı Şekip Karakaya olarak söylüyorum. İnsanlar sorunlarını ancak kendilerinin çözebileceğini, başkalarına ihale etmenin onursuzluk olduğunu anlayacaklar. Çözümüne katılmadığınız, zulmüne seyrettiğiniz hiçbir sorun için asla ve asla şikayet hakkınızın olmadığını bileceksiniz.
Bu haftaki röportaj konuğumuz Adana Sanayi Odası Başkanı ile bölge ve Adana üzerine güzel bir söyleşi yaptık… Ve her şeyi konuştuk…
Sürenkök’le A’dan Z’ye Adana…
Aslen Darendeli olan Sadi Sürenkök üniversite dahil tüm eğitimlerini Adana tamamlamış… Darendeli oluşuyla da müthiş gururlu, Adana’yı seviyor ve Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer ile aynı fikirde… Slogan olarak “Ben değil biz! Önce Adana” diyorlar…
Adana Sanayi Odası Başkanlığınız hayırlı olsun…
Teşekkür ederim sağolun
Öncelikle biraz sizi tanıyalım, Sadi Sürenkök kimdir?
İlk orta üniversite eğitimlerimi Adana’da tamamladım. 1980 yılından bu yana da İnşaat Mühendisi-müteahhit olarak çalışıyorum. Bir 7 yıl kadar Malatya’da müteahhitlik yaptım sonra Adana’ya dönüş yaptım yani 88 yılından bu yana da Adana’dayım.
Aslen Darendelisiniz ama değil mi?
Övünmek gibi olmasın… (Gülüyor)
Adana’da birçok Darendeli görmeye başladık. “Övünmek gibi olmasın” dediğinize göre Darendeli olmak ayrı bir şey mi?
Darendeliler aslında geçmişte de Adana’da çoktu, işinde gücünde insanlardır ama yeni kuşak vitrine çıktı. Bizim babalar, büyükler tasarruf edeyim, biriktireyim, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayalım düşüncelerindeymiş ve partilerle, sosyallikle alakaları yokmuş ama yeni nesil öyle değil daha aktif, daha sosyaller.
Darendeli ve Kayseri bir tutulabilir mi?
Kayseri’de Darendeli var da Darende’de Kayserili yok! (Gülüyor) Kafası çalışmayanı okuturlarmış, çalışanı ticarete bırakırlarmış bizde de böyle…
Adana Sanayi Odası’nda ilk ne zaman göreve başladınız?
2005 yılında yönetiminde başladım, bu dönem Başkan Yardımcısı olarak başladık ama Ümit Özgümüş’ü Milletvekili olarak TBMM’ye gönderince Başkan olarak göreve ben devam ediyorum.
Belediye Başkanı olup Adana’ya bir düzen verme hayaliniz varmış. Bunu Belediye Başkanı olmadan Adana Sanayi Odası Başkanı olarak yapma planlarınız var mı?
İnsanlar bir yerde, bir makam, mevkide bulunca orada yapabileceklerinin en fazlasını yapmaya gayret ederler. İnşaat Mühendisleri odasında da çalışırken, üyeyken ve başkan olduğum dönemde de nasıl bir Adana istediğimizi hep anlattık. Ulaşımından tutunda konut, alt yapı üst yapı sorununa kadar tüm bölümlerde insanlar daha iyi bir kentte daha mutlu yaşamalıdır diye düşünürdüm. Aslında çok basit şeylerle insanların mutlu edilebileceği görülüyor. Son günlerde Belediye Başkan Vekilimiz Zihni Aldırmaz’ın yaptığı akıllı dokunuşlar çok para istemeyen şeyler. İnsanların mutlu olması için çok lükse, çok para olmasına gerek yok. Ki dünyada yapılmış araştırmaya göre çok para değil insanları mutlu eden. İnsanlar arasında eşitlik sağlanmalı.
Belki ilerde Belediye Başkanı olursunuz var mı öyle düşünceniz? Adana Sanayi Odası da uğur getiren bir yer diyebiliriz sanırım?
Biz isteriz ki ADASO’nun her üyesi, her başkanı, yönetimi bir yerlerde olsun, çünkü bizler sorunu kökten bilen insanlarız. Burası insanların vitrinden daha çabuk çıktığı yer. Sanayi de olmak aslında insanların sizi daha iyi biliyor olması demektir ki yapılan icraatları daha doğru gösterebilirsek, siyasette de bir şey gösterebilirsek her şeyi zaman gösterir.
Var mı ileri ki yerel seçimlerde adaylığınızı koyma gibi bir düşünceniz?
Şu anda böyle bir şey yok ama zaman ne getirir ne götürür, bilemeyiz… Ama şöyle bir baktığımda “ben olsaydım şöyle yapardım” dediğim anlar olmuştur.
Peki “Siz olsaydınız ne yapardınız?”
Ulaşım sorunu olmazdı, örneğin Adanalıyı Mersin’e denize göndermezdim, Adana’nın baraj gölü bu iş için çok uygun.
Eskişehir gibi mi?
Tabii ki ! Eskişehir küçücük Porsuk Çayı ile bizim Adana’nın yaptığının 10 katını yapıyor. Halbuki biz de çok büyük bir nehir var ve boşa akıyor ve bunun üzerinde bir aktivite de yok. Aslında çok şey için bu nehirden faydalanabilirdik mesela diğer kentlerde çıkmaz sokaklar vardır biz de çıkmaz bulvarlar var.
ADASO olarak kaç üyeniz var?
2 bin 100 üyemiz var.
Adana sanayi üretiminde en çok ağırlık hangi sektörde?
Adana Sanayisi olarak çok fazla alana dağılmış durumdayız ama kriz döneminde bunun faydasını görüyoruz. Mesela Kahramanmaraş’ta yalnız tekstil var ve tekstil krize girdiğinde kent duruyor. Adana’da sektörler içerisinde Tekstil/Dokuma birinci sırada, kriz öncesinde diğer sanayiler arasındaki oranı %32’lerdeydi kriz de %24’e düştü ama yine birinci sıradayız, ikinci sırada gıda, 3. Metal ve yan sanayi var. Adana’nın gelişmiş bir sanayi alt yapısı var neticede Türkiye’de sanayileşmenin ilk başladığı yerdir Adana…
TOBB’a bağlı odalar olarak Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Ticaret borsası olarak bir birleşmeye geçtiniz, nasıl oldu bu?
Evet, üç oda olarak başladık. Bu birleşme için seçimleri bekliyorduk hiçbir parti ve kurum ayırt etmeden Odalar, STK’lar ve komşu illerle beraber Meslek Odalarıyla herkesi bir araya getirip güç birliği oluşturma amacındayız… Mersin Valiliği, Belediyesi ve Meslek Odalarıyla da görüştük “Birbirimizin tamamlayıcısı” olacağız dedik, Hatay ile de görüşmeler yapıp birliktelik kurmak istiyoruz. Biz inanıyoruz ki yalnız Adana olarak değil Mersin, Adana, Osmaniye Hatay olarak güçlerimizi birleştirirsek İstanbul’dan sonra ikinci büyük metropolü oluşturacağız.
Bu birleşmedeki öncelik nedir?
Öncelikle Mersin ile fuarları entegre etmek istiyoruz. Adana’da bir fuar açılıyordu bir ay sonra aynı fuar Mersin’de de açılıyordu. Ziyaretçiler bölünerek geliyordu, TOBB ile bunu görüştük ve Adana-Mersin olarak bu fuarları ya paylaştıracağız ya da bir yıl Adana bir yıl Mersin olarak düzenleme yapacağız. Yakın zamanda Demir Yolları ile de Mersin’den başlayıp İskenderun’a kadar giden hızlı tren projemizin görüşmesi olacak.
ATO, ADASO ve ATB olarak artık her yere de beraber gidiyorsunuz?
Evet, kamuoyuna bir sinerjiyi verdik, güç birliği yapıyoruz… Geçenlerde bir açılışa gittik Sayın Valimiz “Hani ikizleriniz nerede? Her yere beraber gidiyordunuz?” dedi. Zamanlarımız programlarımız çakışmadığı sürece beraber gidiyoruz her yere. Ki sloganımız “önce ben değil biz” Hepimiz Adana için, Çukurova için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Peki diğer odalar, STK’lar sizin bu tutumunuzu görünce ne yapıyor?
Onlar da biz de ki bu birlik beraberliği görünce “Bizi de alın içinize, birlikte bir şeyler yapalım” diyorlar. Artık seçim bitti, Milletvekillerimiz de belirlendi, ilk yemek davetini Sayın Valimiz yapacak ve hepsiyle bir araya geleceğiz. Hiçbir parti ayırt etmeksizin bütün Milletvekillerimiz ile iletişimde olacağız. “Adana’da şu işimiz var” diyeceğiz… Yapmayanı da Adana kamuoyuna teşhir edeceğiz (Gülüyor) Belediye Başkan Vekilimiz Zihni Aldırmaz ile de görüştük, ona da bildirdik bunu…
Adana sanayisi için bir değişim söz konusu mu?
Evet, örnek olarak Konya’daki sanayi sitesini incelemek için gidecektik ama Başbakanın gelmesi Adana’ya gelmesi, seçimlerin olması gibi etkenlerden dolayı planı erteledik eğer aksilik olmazsa 6 Temmuz’da Büyükşehir, İlçe Belediyeleri, Odalar ve Valimizle beraber gidip inceleyeceğiz ve Adana’ya yakışır sanayi sitelerin kurulması için öncülük edeceğiz. Adana’nın girişi çıkışı, mahalle arası olan üreticileri daha büyük yerlere taşıyacağız.
Bunların maliyeti nasıl olacak?
Arsa olarak hazineye ait olan yerler varsa onu almaya çalışacağız, bankalarla da krediyi konuştuk. Bu kümelenme olursa ihracat-ithalat daha kolay olacaktır. Bakın bu konuyu araştırırken fark ettik ki Adana ayakkabı sektöründe çok çok iyi bir yerde, %26 gibi bir oranla küçücük dükkanlarda Türkiye’ye ayakkabı Adana’dan üretiliyor kimsenin haberi yok… Demek ki biz bunlara uygun ortam sağlasak patlama olacak. Mobilya konusunda da aynı şekilde… Biz istiyoruz ki hepsini bir yerde toplayalım hem birbirlerinin ürünlerini görsünler hem çalışma ortamları daha iyi, sağlıklı olsun ve üretim artsın, showroom’ları olsun.
Bu kurulması planlanan sanayi sitesi ne civarda olacak? Halkın istediği zaman gidebileceği, ulaşım açısından kolay bir yer mi olacak?
Şehir Plancılarının öngörüleri bizim için önemli, bu yüzden bu konuya da çok dikkat edeceğiz. Organize sanayi ve Adana arasında yerler olsun istiyoruz ama ilçelerde de küçük sanayi sitesi olsun istiyoruz ki şehirde ki insanın kalkıp gitmesi zor olmasın ya da köydeki bir insanın taa kalkıp da Adana’nın Güneyine gelmesin, herkese kolay ulaşım sağlayacak yerler şeklinde planlıyoruz. Konya’da gerçekten bu işi çok güzel yapmışlar aynı şekilde Gaziantep de çok iyi bu konuda.
Gaziantep birçok konuda iyi ve çok toparlayıcı zaten?
Evet öyle… Celal Doğan Gaziantep Belediye Başkanıyken ziyaretine gittiğimde bizim şuan yaşadığımız ve yapmak istediğimizi 80’li yıllar da başarmışlardı. Bunu nasıl yaptınız dediğim de “Biz hiç birini zorlamadık, bu işten nasıl karlı çıkacaklarını anlatıp, bedava arsa yeri gösterdik, üzerine yapılacak binaları da kar eklemeden maliyetine taksitli verdik ve tek bir şart koştuk eski yerde bu işi bir daha yapmayacağınıza dair taahhütname vereceksiniz dedik ve kabul ettiler” dedi… Biz de bu şekilde planlıyoruz… Bu sayede hem çevre kirliliği, hem gürültü kirliliği de ortadan kaybolmuş oluyor. Mahalle aralarında olan işletmelerin çevreye verdiği gürültü kirliliğini bir düşünür müsünüz, o kadar çok dezavantajı var ki…
ATO ve ADASO binaları beraber olacaktı ama olmadı, güçbirliği sayesinde bunun yeniden gündeme gelmesi söz konusu mu?
Onları da getirteceğiz inşallah, zorunlu gelsinler istiyoruz. (Gülüyor) Aslında normalde projede tek bina olacaktı ve bazı yerler ortak kullanacaktık ama olmadı inşallah bundan sonra projeleri yenilenir ve yine beraber oluruz, ayrı gayrımız yok.
Kravatınızla, gömlek, takımınız çok uyumlu… “Prenseslerim” diye hitap ettiğiniz kızlarınız mı yoksa eşiniz mi tercihlerinizde yardımcı oluyor?
Maalesef benim prenseslerim Adana dışında yoksa onlar da güzel seçim yaparlar. (Gülüyor) Biri yurtdışında biri İstanbul’da dolayısıyla eşim yardımcı oluyor seçimlerimde…
Geçmiş dönemde ADASO olarak “Adana Tarihi” diye bir kitap çıkarıldı bunun ikincisi de çıkacak mı?
İkincisi henüz gündemde yok ki zaten bunu çıkartırken ilk amaç sanayide ilk gelişen Adanaydı ve anısı olanları bir araya getirip yayınlamak istedik ama tabii kitabı çıkardıktan sonra “Ya şu da olsaydı” dediğimiz yerler oldu. Şu anda aklımdan geçen başka bir proje var, şimdi gördüğünüz o büyük fabrikaların kurucuları küçücük dükkanlarda işe başlamışlar ve hepsinin ayrı ayrı başarı hikayeleri var. Onların hikayelerini toparlayıp videoya almak gibi bir düşüncemiz var, bu şekilde daha sağlam bir arşiv ve kayıt olacaktır. Bu sayede eskilerin deneyimlerini yeni nesil ile paylaşmış olup, onlara örnek göstereceğiz.
Sizin bu yaptığınızın bir benzerini Bursa Sanayi Odası geçmiş dönem yönetimi ve eski Meclis Başkanları ile ayrı ayrı röportaj yapıp dergi yapmışlar…
Evet, bizim de böyle bir çalışmamız olacak. Adana Sanayisinden başlayacağız, hayatta olan Meclis Başkanları, Oda başkanlarını toparlamayı düşünüyoruz ki 1966 yılında ADASO kurulduğu için daha kolay olacaktır. Ama önce bir Meclis Başkanları ile buluşup bir yemek daveti yapmayı düşünüyoruz. Bir de Adana Sanayi Odası’nın bir müzesi olsun ve herkes ilk kullandığı makinaları getirip burada sergilesin istiyoruz. Yer bulursak bunla ilgili de bir çalışma yapacağız.
Adana Sanayisini geliştirmek ve artırmak gibi başka ne gibi projeleriniz var?
Adana metropol olacak dedim laf olsun diye de söylemedim çünkü Adana, Ceyhan ve yumurtalık bölgesinde Ceyhan Enerji bölgesiyle ilgili Türkiye’de kurulacak ve en büyük yatırımın bir seferde yapılacağı bir yer ayrıldı 13 bin dönüm ve genişleme durumuyla beraber 130 bin dönümlük bir yer. Burayla ilgili içinde kurulacak rafineler, tersaneler ve oradaki enerji üretim tesisleriyle beraber burası bölge olarak enerji havzası olacak, yani Türkiye’de en büyük enerjinin üretildiği yer olacak burasıyla ilgili çalışmaların son aşamasına geldik ve kamulaştırma çalışmaları bitmek üzere, bitişiyle beraber çok iyi şeyler olacaktır. Adananın şekli kaderi, ışığı, yaşama standardı değişecek… Önemli bir şehir olacak…
Dediğiniz gibi bütün bunlar birlik beraberlikle olabilecek şeyler gibi görünüyor?
Evet, Bütün bölge olarak hepimizin kalkınması için bu olması gereken şey… İskenderun Demir Çelik Fabrikasının Yassı Mamul Üretimine girişmesiyle artık Adana’da yan sanayi de gelişecek… Adana’da yakın zamanda otomotiv endüstrisi kurulursa şaşırmayın çünkü bu tip fabrikalar hammaddeye yakın yerlere kurulur. Adana’da da ileride gelişecek sektörler kimya, yan sanayi sektörü olacaktır bu konuda 2023 yılına geldiğimiz de Çukurova İstanbul’dan sonra kesin ikinci metropol olacak.
Adana Sanayicileri olarak gündeminizde çok sık olan sıkıntılarınız, sorunlarınız neler?
2008’de yaşanan krizden dolayı sanayi dip yapmıştı özellikle kapasite kullanım oranlarını, sanayinin elektrik kullanımından da ölçüyoruz özellikle organize sanayi de tüketilen elektriğe de bakıyoruz. 2008 krizinden sonra kapasite kullanım oranı %45’lere düşmüştü ama şimdi çok çok iyi yerlerdeyiz fakat bu yeterli mi? Değil… Çünkü Başbakanın 2023 için bir hedefi var bunun için bizim de çok çalışmamız gerekiyor.
Peki, bu kadar planlar, projeler var da Adana Sanayisi Türkiye sıralamasında kaçıncı?
Adana sanayisini tek bir birim olarak değerlendiremeyiz. Üretimine, tüketimine bakmak lazım ama belirli sıralamalarda 6 ve 23. Sıralarda değişim gösteriyor ama sanayi olarak 8. Sıralardayız. Ortalaması bu şekilde…
Adana Sanayi Odası Başkanı olarak genel olarak Türk Sanayisinde en çok neyi istiyorsunuz, en önemli şey nedir?
Türkiye’de hiç üretilmeyen dışarıdan getirilen ya da çok sınırlı üretilen malları Türkiye’de üretilenlere teşvik verilmeli. Hatta teşvik de verilmesin ama dışarıdaki ülkelerle enerji fiyatlarını ve istihdamın üzerindeki yükler konusunda eşit hale getirin yeter diyoruz. Kolay rekabet için bunlar şart çünkü Türk Sanayicisi gerçekten çok çalışkan ve müteşebbis…
ATO Başkanı Ali Gizer ve Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz Adana’ya bir bakan istediklerini dile getirdiler… Ali Gizer “Enerji Bakanı şart!” dedi, siz ne düşünüyorsunuz?
Ben daha da ileri gidip Başbakan çıksın Adana’dan diyorum. Adana geçmiş yıllarda hep yatırımcı ve büyük bakanlıkların olduğu bir yerdi. Ama son 25-30 yıldır bunlar Adana’ya verilmiyor. Verilen birkaç bakanlık var o da Orman, Kültür gibi bakanlıklar veriliyor. Adana bana göre geri bıraktırıldı havası biraz da buradan kaynaklanıyor. Çıkan Milletvekillerimizin de bu konuda güç birliği yapması gerekiyor.
Adana Sanayi Odası Başkanı olarak Genç Girişimlere neler söylemek istersiniz?
Ülkenin ihtiyacı olan konularda mutlaka yeni yatırımlar, üretim yapılması gerekir. Bu konuda da devletin, KOSGEB’in ya da belirli kurumların çok büyük destekleri ve hibeleri var. Bu konuyla ilgili sanayi odalarına ve diğer odalara da gittikleri zaman yeterli bilgi ve desteği alacaklardır. Kapımız sonuna kadar açık ve istedikleri konular da bilgi birikimlerimizle yardımcı olmaya her zaman hazırız, yeter ki gereken çabayı göstersinler biz her zaman yanlarındayız.
Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan gece gündüz çalıştıklarını söyledi ve amaçlarını şöyle özetledi:
Çiftçi emeğinin karşılığını almalı
Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan Bey’le yaptığımız söyleşiyle ortak hareket eden başkanların fikirlerini, çalışmalarını sizlere aktarmış oluyoruz.
Muammer Çalışkan Bey’in en büyük hayali “Borsa Kampüsü” kurarak çiftçiyle en hızlı hizmeti vermek… Çalışmalar devam ediyor…
Başkanlığınız hayırlı olsun…
Teşekkür ederim çok sağolun
Muammer Çalışkan kimdir sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1956 Adana doğumluyum. İlkokuldan, üniversiteye kadar Adana’da tamamladım. İnşaat Mühendisiyim…
Sizi Darendeli diye biliyoruz, değil misiniz?
Orijin olarak geldiğimiz yer Malatya, Darende ama artık hepimiz Adanalıyız.
Darendelileri artık Adana’nın önemli yerlerinde görmeye başladık, ADASO başkanı Sadi Sürenkök de Darendeli..
(Gülüyor) Adana, Darende ayrımı yapmıyoruz hepimiz bir olup Adana için çalışıyoruz.
Darendelileri çalışkan biliriz bu çalışkanlıktan Darendelilerin başkanlığını yaptığı odalar da nasibini alacak mıdır?
Darendelilerde tüccar ruhu var ki çok büyük bir oranı da ticaretle uğraşıyor. Bu işadamı ruhu oradan gelir ama siz başarılı olursanız bunu devam ettirebilirsiniz. Bu başarılı olma özelliği Sanayi Odasına ve Ticaret Borsasına da yansıyacaktır aynı şekilde Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer ticaretle uğraşıyor, o da çok şey başaracaktır.
Adana Ticaret Borsası Başkanlığına gelmenizle beraber neler değişti ya da neler değişecek?
Önce vizyonumuzu genişlettik ama burada bir yanlış anlaşılma olmasın bizden önceki arkadaşlarımız dar mıydı? Hayır değildi, onlar da çok çalıştılar. Şu an hizmet bayrağı bizde. Elimizden geleni yapıyoruz. Güçlü ve hizmet sunan bir borsa için vargücümüzle çalışıyoruz.
Evet…
Maalesef bizim odamız ISO 9000 belgesi olmayan çok sayıda odalardan biriydi, önce bunu almak için müracaat ettik. Bu koyduğunuz vizyonda kalite politikasını arttırıyor ve kalite politikasından taviz veremezsiniz. Önce hizmette kalite diyoruz, üye memnuniyeti, her üyemizin işi hızlı, vaktinde olacak ve buradan memnun ayrılacak.
Adana Ticaret Borsası ve İl Tarım Müdürlüğü koordinatörlüğünde, İl tarım Müdürlüğü uzmanları tarafından Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi programı kapsamında “Makine ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi ve Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi ile ilgili bir toplantı yapıldı… Bu toplantı ne kadar verimli oldu, çiftçi bundan memnun mu?
O bizim değil esasından Tarım Bakanlığı’nın yani İl Tarım Müdürlüğü’nün. Ama biz üyelerimize bunu iyi tanıttık, bu projeden yararlanmak isteyenlere ön ayak olduk, sunumlar yaptık.
Neler yapıldı peki biraz ayrıntı verir misiniz?
Dediğimiz gibi Kırsal Kalkınma Projesiydi, konuyla ilgili yetkilileri ve üyelerimizi davet edip ayrıntılar verildi, başvuruların yapılması sağlandı. Özü şu; çiftçinin ihtiyacı olan ekipmanı alıyor %50’sini devlet ödüyor, hibe ediyor ve karşılıksız.
Anız yakma sorunu ne durumda? Her yıl olduğu gibi anız yakma sıkıntısı problemli mi?
Yıllardır anız yakma işi ile her hasat döneminde başımız dertte. Bu yakma işlemi yüzünden faydalı böcekler yanıyor, doğanın dengesi bozuluyor ki pek çoğunun doğaya, tarıma faydası var. Bununla beraber organik olarak gübre olabilecek saman-saplar yanıyor, hava kirliliği oluşuyor. Tarlayı işlerken çiftçiye o sağları temizlemek zor olduğu için bu yönteme başvuruluyor ama kırsal kalkınmada bir kısım aletler var. Sapı ezip tarlayı sürüyor ya da parçalayıp toprağa karıştırıyor. Yani hiç yakmaya gerek kalmadan direkt tarlayı işleyebiliyor.
Üstelik bunun cezaları da çok yüksek değil mi?
Evet, kanunen yasak bu, cezası da var ama çiftçi bir şekilde yakıyor ve sorguya alındığında “ben yakmadım başkası yakmış” diyor. Bu anızlar yüzünden orman yangınları oluyor. Ki biliyorsunuz Çanakkale’deki en büyük orman yangını bu anız yakma yüzünden olmuştu. Şuanda gayet güzel yakmadan işlenebilecek aletler var Kırsal Kalkınma da bunun yarı ödeneğini de karşılıyor. Çiftçimize buradan da duyuruyoruz.
Kaç üyeniz var?
1200
Neler yaptınız?
Borsaların birinci işlevi Zirai mahsullerin alıcısıyla satıcısını buluşturup doğru fiyatın oluşmasını ve doğru fiyatta alışverişi sağlamak… Bunun için fiziki alt yapı lazım, alıcı ve satıcıyı doğru bilinçlendirmek lazım ve biz de burada sıcağı sıcağına fiyatları takip ediyoruz. Mesela pamukta New York, hububatta Chicago Borsasını bunları takip ediyoruz. Tüm dünyadaki ilgili otoritelerden devamlı gelecekle ilgili yollar alırız. Doğru fiyatların oluşması için tüm üyelerimizle doğru fiyatların oluşması için ilgili yorumlara aktarırız. Yani doğru fiyat için gerekli her türlü görüşme ve bilgileri inceleriz.
Türkiye’nin karar mekanizması yanlış bilmiyorsam İzmir! Adana pamukta iyi üretici, neden Adana değil de İzmir?
Karar mekanizması diye bir şey yok. İzmir Borsası’nın yerleşmiş bir çalışması var. Alışveriş saati olur genellikle 12.00 – 15.00 arasındır, hangi borsa o sistemi daha iyi çalıştırırsa insanlar onu takip eder ve orayı referans alırlar. Evet, bu konuda İzmir Borsası bizden daha iyi çalışıyor, pamukta özellikle. Konya Polatlı Buğdayda daha iyi çalışıyor.
Konya neden buğdayda çok iyi, özelliği nedir?
Orda da kamyon bazında alışveriş için alt yapı oluşmuş. Biz de pamuk laboratuvarı yeniledik, iki tane de yeni kurduk. Toplam üç laboratuvarımız oldu.
ATB olarak pamukla ilgili test için son model bir test cihazı alınmış ve bir de Borsa Kampüsü kurulacakmış. Ki yanılmıyorsam Konya’da bir diğer örneği var. Çiftçiye bu ne gibi avantajlar kazandıracak?
Çiftçi malını tam değerde satacak. Şimdi çiftçi buğday, mısır satacak ve arkadaşına soruyor, bir alıcıya daha soruyor sonra satıyor. Açık sistem alışveriş olmadığında, kulaktan dolma bilgilerle satış olduğunda genel olarak satıcı kaybeder. Alıcıların bütün kaynakları daha açıktır dolayısıyla bilgisi fazla olan daha karlıdır ama burada her yerden gelen var ve doğru fiyat oluşuyor. Bu alışveriş salonların avantajı mahsulün tam değerde satılmasını sağlayacak.
Bu alacağınız arsa ne civarda olacak?
Ceyhan Yolu’nda olacak. Borsa kampüsü orada kurulacak.
Adana Ticaret Borsası Türkiye’de 3. Dünyada da sayılı borsalar arasında diye geçiyor ne kadar doğru bu?
Evet, Türkiye’de 3-4… Dünyada tabii 2 milyar doların üstünde bizim işlem hacmimiz var, bu çok ciddi bir rakam.
Peki, çiftçi bu sene hangi mahsule yoğunluk gösterdi?
Buğday iyi ki fiyatta iyi, pamuk da aynı şekilde fiyat da iyi, mısır da iyi… Çiftçiler verimden, satıştan iki yıldır memnun. Geçen yıllara göre pamuk %60-70 arttı, mısır ekimi çok az düştü.
Mersin Narenciye Festivali yaptı, Adana’nın da yapması gerekmiyor muydu?
Evet, Adananın yapması gerekiyordu, Adana geç kalınca Mersin yaptı. Ama şimdi onlarla da bölgesel işbirliğindeyiz. Çukurova dünyada sayılı verimli ovalardan biridir. Tarım sektöründe açık konuşmak gerekirse yeni nesil çiftçiler çok iyi yapıyor işini, teknolojiyi takip ediyor, dünyayı takip ediyor ve çiftçiliği en son teknoloji ile takip ediyor. Birim başına verimlilikte dünya ortalamasının üzerindeyiz, Amerika ortalamasının üzerindeyiz. Mesela pamukta, mısırda, buğdayda aldığımız verimle Amerika’nın üzerindeyiz ama şimdi bu katma değeri yüksek ürünlere doğru yükseltmeliyiz. Narenciye de bunlardan birisi. Ama zaman zaman pazarlama problemleri oluyor. Mesela biz narenciyeyle ilgili tüm paydaşlarla bir araya gelip bir toplantı gerçekleştirdik. Çözümler arayacağız. Sadece üretmekle iş bitmiyor çok iyi bir şekilde çok iyi fiyata pazarlamak önemli.
Adana’da da böyle bir festival planlanıyor mu?
Geçtiğimiz günlerde bir toplantı gerçekleşti, orada orta ve uzun vadede narenciyeyle ilgili planlamayı konuştuk. Ama şunu belirtmek istiyoruz borsa olarak biz ancak organizasyona dahil olup destek verebiliriz narenciye bizim alanımıza girmiyor. Ama bu ve bu gibi şeylerde her zaman desteğe hazırız.
Başka ne gibi çalışmalarınız var?
Adana Ticaret Borsası; ovanın kuzey kesimindeki yamaç arazilerde ( Salbaş, Karaisalı, İmamoğlu, Sarıçam bölgeleri gibi ) buğdaya müsait olan süne zararlısı ile 2 yıldır bir proje kapsamında mücadele ediyoruz. Bu mücadele Tarım İl Müdürlüğü’nün teknik desteğinde ve tamamı doğal ve biyolojik yöntemlerle yapıldı. Bu kapsamda 2010 yılında bu bölgelere takribi 2600 adet keklik ve bir miktar parazitoit ( sünenin yumurtalarını yok eden kurtçuk ) salınmıştır. Bu yıl yine bu proje kapsamında aynı bölgelere Adana Zirai Mücadele ve Araştırma Enstitüsü’nün teknik desteği ile 200.000 adet parazitoit salındı. Bu mücadele sonunda bu bölgede daha önceki yıllarda süne zararlısından dolayı ancak yemlik olabilecek kalitede üretilen buğday, geçtiğimiz yıl ve özelliklede bu yıl itibarı ile 1.sınıf ekmeklik buğday kalitesine yükselmiştir. Böylece bölgede üretilen geçtiğimiz yıl takribi 100.000 ton, bu yılda 200.000 ton buğdayın değeri % 20-30 civarında yükselmiştir. Bunun ekonomik karşılığı toplam 30 milyon TL civarında. Yani bu proje sonunda bölge çiftçisi ve dolayısı ile ülkemize 30 milyon TL artı katma değer oluşturuldu. Borsamızın bu projeye 2 yılda harcadığı para takribi 45.000 TL. Borsamız önümüzdeki yıllarda da benzer projelerle sosyal sorumluluk anlayışı ile çalışmalarına devam edecektir.
ATB olarak Ziyapaşa’da kesilen ağaçlara asılan karton portakallara neden karşı değilsiniz?
Üstelik ben de Ziyapaşa’da oturuyorum. (Gülüyor)
Yapılan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nilgün Özler’in önderliğinde başlatılan bir proje var. “Eşli Bahçivan Projesi” ki ATB olarak sizden de çok iyi bir maddi destek sağlandı. Bu proje hakkında yorumlarınızı alabilir miyiz?
Toros Gübreden sonra en büyük destek bizden. İŞ-KUR destekli bir proje. Vasıflı eleman eksikliği vardı ve ihtiyaç olan dallar belirlendi ve o elemanlar yetiştirildi. 9 Eylül de sertifikaları verilecek bu eğitim gören kişilere.
Ne yapılacak şimdi?
İş garantili, 20 kişi katıldı yani toplam 10 aile. İş-Kur bu 20 kişi yetişiyorsa 10 kişi garantili olmalı dedi ve şuan 20 kişi de iş garantili. Özler Ziraatın Çiftliğinde bu eğitim gerçekleşiyor, onların da çok emeği var bu sayede onlara da teşekkür ediyoruz.
Geçtiğimiz aylarda yapılan Tarla Günleri hakkında ne düşünüyorsunuz, bunun ne gibi katkıları oldu ya da olabilir?
Fuarlar satıcıların geliştirdiği en son teknolojiyi tanıttığı alıcıların da bunu incelediği yerdir. Tarla günleri evet çok güzeldi ve uygulamalı bir fuardı bu fuarın bölgemizde faydalı olduğunu düşünüyorum çünkü çiftçimiz her şeyi ayrıntısıyla gördü.
ATB ATO ADASO. Berabersiniz onların görüşlerini de dinledik. Sizden de bu üçlüye dair birkaç görüş alalım ve ATB olarak bu güç birliğinden beklentileriniz neler?
Bizim ATB olarak bir beklentimiz yok, bu üçlünün güç birliğinden tüm Adana’nın faydalanacağını düşünüyoruz. Bu güç birliği bir sinerji getirecek, Biz seçimlerin bitmesini bekliyorduk, seçimler de bitti artık Milletvekillerimizi, Yerel Yönetimi bir araya getirip bir görüşme yapacağız. Sıkıntıları ve çözümleri beraber çözeceğiz, Adana için çalışacağız. Ki bu birliktelik dediğim gibi şimdiden sinerji oluştu ve kamuoyunda da oluştu. Ardından Sayın Valimiz, belediye başkanımız ve STK’lar çok memnun, Başbakanımız da buraya geldiğinde bir konuşmasında “Odaları birlikte görüyorum” diye belirtti. Şuan her şey çok güzel gidiyor inşallah Adana için çok çok daha iyi şeyler olacak ama sadece Adana için değil tüm bölge için iyi şeyler olacaktır.
Buradan çiftçilere ve okuyuculara neler söylemek istersiniz?
Bir defa web sitemizi daima talip etmelerini ve bizi takip etmelerini istiyoruz. Bizi tenkit etmelerini, isteklerini bize belirtmelerini istiyoruz,genelsekreterlik@adanatb.com.tr adreslerine dilekleri her şeyi bildirebilirler. Son olarak da yine anız yakma konusunda doğaya saygı duyulması gerektiğini belirtmek istiyorum. Tüm çiftçilerimize inşallah buğday hasatları bereketli olmuştur ve bundan sonra ki tüm hasatlarında bereketli hasatlar, sağlıklı günler diliyorum.
Fotoğraf: Yaşar SEZER
Adana’da başlayan “Ortak akıl” hareketinin mimarlarından biri de Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer’dir… Ali Bey’in hükümete bir de önerisi var:
“Ticaret Bakanlığı kurulmalı”
Her kesimin dilinden anladığını söyleyen Ali Gizer, Adana’da ticaretle uğraşan bir ailenin başarılı kurmaylarından biri… Adana Ticaret Odası Başkanı seçildikten sonra 26 bini aşkın üyeyle ilişki kurarak “Adana için bir tuğla da siz koyun” düşüncesiyle yola çıktı…
Gizer ailesi bugün 11 şirketiyle büyümeye devam ediyor. Ali Gizer: “Uygulama sevdamız da şirketlerimizde edindiğimiz tecrübeden kaynaklanıyor. Karar verdik bir kere, artık geri dönüş yok… Bu kent layık olduğu yere gelecektir, hızla çalışıyoruz.” dedi.
Öncelikle Başkanlığınız hayırlı olsun…
Sağolun teşekkür ederim, başkanlığımız eskidi artık. (Gülüyor)
Sizi tanıyoruz ama Ali Gizer kimdir birinci ağızdan bir de sizden dinleyelim?
Ali Gizer’in hayatı ticaretle geçmiş. Dedelerinden, babalarından, abilerinden kalma tüccar vasfını en iyi şekilde başarıya ulaşma adına ömrünü ticarete adamış biri.
Bu kadar çok çaplı değişik sektörler de olmak yıpratmadı mı?
Hepsi aynı muhitte olunca çok zorlanmadık. Ki zaten çalışma, başarma ve büyüme hırsına bir de gençlik eklenince otomotive geldiğimiz de artık kurumsallaşma adımları attık…
Peki, en çok hangi sektör sizi zorladı?
Otomotive ilk girdiğimiz de zorlanmalar oldu, farklı bir alandı ama şimdi bir sisteme oturdu ve artık işimizi biliyoruz.
ATO’da kaç üyeniz var?
26 bin…
26 bin üye ve bir dolu farklı sektör demek… Tek düze olmayan iş hayatınız ATO’da işinizi daha mı kolaylaştırıyor? Üyelerin dilinden daha mı iyi anlarsınız?
Herhalde… Burası Adana Ticaret Odası, Ticaretle uğraşanların üye olmakla hükümlü olduğu yer. Ticaretin her kesiminden insan var. Benim kadar ticarette tecrübeli, çeşitlilikte tecrübeli biri olarak belki de uzun zamandır ilk başkan benim. Her türlü insan ihtiyacını karşılayan gerek beyaz eşya, mobilya, tekstil, otomotiv gibi bir ticaretin içinde olan, bunları yönetebilen, sürekli müşterilerle diyalogda olmak bizi ticaretin her kesimin dilinden anlayan hale getirmiştir. O yüzden ATO’nun başında böyle biri olarak buraya artı mutlaka güzel şeyler katacaktır.
Siz de uzun süre ATO Başkanlığında kalma planlarında mısınız yoksa göreviniz tamamlanınca “Taze kan gelmeli” mantığında mısınız?
Benim felsefem çok farklı. Kendi şirketlerimde de projeler üreten konumdayım, kafamdaki her projeyi tamamladıktan sonra yine aynı konularla başarılı olacak kişilere devretmişimdir.
Üyelerinizin sizden talepleri neler, Başkanlığa gelir gelmez sizden beklentileri, talepleri oldu mu?
Ben zaten yıllardır ATO üyesiyim. Talepler hep aynıdır aslında, benim de 11 tane şirketim var ve beklenti bellidir. Ticaret Odasının kurumsal kimliği dışında bir Adanalı olarak “Adana’ya bir şeyler katma beklentisi” içerisindeler. Yani sosyal sorumluluk içeren projelerle ATO’nun olması gerektiğinin beklentisi içerisindeler ki zaten ATO bu tür sosyal sorumluluklarda en başta görevde yerini alıyor.
Daha büyük beklentiler yok mu?
Bazı beklentiler biraz farklı tabii. Örneğin ATO’yu bazı üyelerimiz belediye başkanlığı gibi de görüyor, kanunla yönetildiğimiz için bazı kısıtlı olaylarımız var ama üyelerimizin talep ve isteklerini en iyi şekilde ulaştırmak zorundayız bunu da en iyi şekilde yapıyoruz.
Neler yapıyorsunuz peki?
Adana Ticaretini canlandırmak adına üyelerimizi bilgilendiriyoruz. Adana Ticaret Odası Türkiye’deki mevcut odalar içerisinde hem birikimli hem de donanımlı bir Ticaret odamız var ve bununla gururluyuz. Türkiye’de ilk defa Avrupa Birliği Merkezi Adana’da odamızda kurulmuştur. ABİGEM, Doğu Akdeniz Dış Ticaret Merkezi’nin Adana Ticaret Odası Başkanlığını yöneticiliğini yapmaktadır. Buna benzer Adana ticaretine katkı sağlayacak her türlü iç-dış ticarete yönelik bilgi bankamız çok data ile donanmıştır ve 9001, 9002 kalite belgemizi almış bir de diğer odalarımıza danışmanlık da yapıyoruz.
Başkanlık görevine geldiğinizde yeni yapılanmaya girdiniz mi?
Her değişim kendine göre bir dinamizm getirmeli. Ben de kendime göre konulara girmeye başladım. Adana Sanayi Odası da, Ticaret Borsası da bir değişime uğradı ki bunlar TOBB’a bağlı çok güçlü odalardır. Bu üç Oda ile birlikte birlik beraberlik sergileme kararı aldık.
Bu beraberlik olması gerekendi zaten ama?
Evet, bu olması gereken ve Adana’nın beklediği bu… Kişisel beklentimiz arzumuz yok, üç odanın da istediği “Adana’ya daha iyi hizmet verebiliriz?”
Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’ın “Ortak Akıl Ortak Başarı” yolundasınız yani?
Evet. Önce biz kendi yönetimimiz, meclisimiz ve sonra üç oda ve meclisleriyle bir araya gelip bu kararı aldık. Tek ses olduğumuz vakit daha güçlü olabiliriz. Adana ‘daki bütün STK’lar, dernekler Adana için bir şeyler yapmak istiyor. Biz de ayrı proje üretiyorduk şimdi bu projeleri masaya yatırıp “Adana için hangi proje öncelikli olmalı?” ortak akılla buluşuyor. Bu bir başlangıç… Bundan sonra Sayın Valimiz, Belediye Başkanlarımıza da beraber gittik.
Bu üç büyük oda kendi içlerinde bir birlik sağlarsa sanırım diğer derneklerin de iyi bir iletişimde olmalarını sağlayacaktır?
Tabii ki. Diğer derneklerle de diyaloglarımız var ki zaten bunlar da bizim üyelerimiz ve bizi Ağabey gözüyle görmek istediklerini söylediler biz de onları kucaklayacağız, projeleriyle destekleyeceğiz, kendi projelerimize onları da dahil edeceğiz. Bunun dışında Belediyeler de çok önemli. Belediye Başkan Vekilimiz ile de öncelikli projelerimizle onlardan da taleplerimizi olacaktır. Biz kendimiz için zaten zamanında çalıştık, kazandık, yaptık başardık. Buradaki görevimiz tamamen Adana.
Gerek ATO’nun kararında gerekse Adana Sanayi Odası ve Ticaret Borsası olarak bu üç odanın kararıyla Adana için en önemli proje nedir?
Adana’da birçok projeler konuşuluyor. Adana’nın kuzeyinde yanlış alınmış bir karar var ve acilen bunun düzeltilmesi gerekiyor bunu Başbakan’a da ilettik, Valimiz, Belediye Başkan Vekilimiz de destekliyor. “Yaban Hayatını Koruma” diye bir bölge ayrılmış, burada 100 bin konut var ve ruhsat alınamıyor, bu üyelerimizi ve vatandaşı rahatsız ediyor. Bu bizim birinci projemiz diyebiliriz.
İş anlamında Adana’nın en cansız, verimsiz olduğu hangi dönem?
Bunlar bitti artık. Eskiden insanlar tarımla ilgilenirdi şimdi alan arttı. Şimdi tarımda çeşitlilik de arttı, kayısı, erik hatta kiraz dahi yetiştiriliyor, şeftali, nektarin. “Buğdayı kaldırdım, pamuğa kadar yatacağım!” devri yok. Bilimsel, kaliteli projeye yatırıma her türlü destek var artık. Bir de biliyorsunuz BTC projesinin hızlanmasından dolayı adana bölgesi enerji yönünde iyi bir noktada, sağlık turizminde de iyi bir yerdeyiz.
Siz sosyal sorumluluk projelerinde hem şirketçe hem de şahsınız adına çok önem veren bir aile yapısındasınız. Bu yapıdan ATO’da nasiplenecek mi? Burada ne gibi projeler yapacaksınız?
Kesinlikle, Adana Ticaret Odası’nda da bu önemli olacak. ATO’ya müracaat eden her türlü Adana sevdalısına kapımız açık, her gün bir proje ile geliyorlar eğer bu projeler Adanamızı bir yerlere taşıyacaksa o projede olmamız gerektiği inancını herkese yaydık. Hem sanat hem Sosyal Sorumlulukta hem Adana’yı tanıtma adına her türlü projede ATO olmalı diyor ve katkı sunuyoruz. Bu güç birliği hadisesini aynı zamanda Mersin’de, Antakya’da da yaptık. Osmaniye, Kahramanmaraş’ı da içerisine alacak şekilde Çukurova Projesi adı altında yürütmeyi planlıyoruz. Antakya Ticaret Odası Başkanı Mehmet Ali Kuseyri de projemizi destekliyor. Büyük projeleri büyük bir güç birliğiyle başarabileceğimizin adını koyduk.
Romanya- Türkiye ile işbirliği yapmak istiyor ki siz de bunu geçtiğimiz günlerde açıkladınız. İki ülke arasındaki ticaret potansiyelinin çok güçlü olmasına rağmen mevcut rakamların gerekenin çok gerisinde olma nedeni nedir? Ya da bu rakamları arttırmak için nasıl bir işbirliği içerisinde olacaksınız?
Evet, bu konuyu Romanya Büyük Elçisi ziyaretimize geldiğinde konuştuk. Dediğiniz gibi onlarla ticaretimiz iyi ama amacımız bunu daha da güçlendirmek. Tarıma dayalı bir ticaret söz konusu ve bu konuda bu alanda olan işadamlarının oraya gitmesini istiyorlar biz de onlara Tarım Makinaları, oto yan sanayi, elektrik-elektronik, tekstil, gıda, inşaat gibi bir işbirliği projesi geliştireceğiz. Romanya Büyük Elçisi de Adana’nın potansiyelini bildiğinden o da Romanya’ya bizleri yatırıma davet etti, biz de onları. Karşılıklı iletişimle güçlü olduğumuz, alanında zengin olduğumuz şeyleri anlattık.
Onların burada yatırım yapması hakkında ki şartlar nasıl? Devlet buna nasıl teşvik veriyor?
Romanya Hükümeti yatırımcılara çok büyük bir teşvik veriyor. Türkiye’de aynı şartları sunuyor ve dışardan yatırımı destekliyor. Türkiye hükümeti dışardan gelecek yatırımlar için ayrı bir bölümde onları karşılıyor yani ayrı bir ekibi var ve bu ekip direkt Başbakana bağlı, bu ekip direkt Başbakanlık adına, bürokrasiyi engellemek adına yatırım yapmak isteyen işadamlarına kanunları anlatıp, fırsat yaratıyor. Bu çok sevindirici bir şey…
Başka hangi ülkeler var Adana ile işbirliği yapmak isteyen?
Adana, Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkelerine ihracat yapan bir bölge. Adanamızın özelliği şu; birkaç alanda ihracat yapan bir şehir değil, çeşitliliği çok fazla. Örneğin Mobilya, ayakkabı, tekstil dünyanın her yerine ihracat yapıyor en çok da Avrupa’ya. Düşünün geçen gün bir üyemiz ürettiği mobilyanın %90’nı Finlandiya’ya gidiyor dedi, İtalya, Almanya. Çok şaşırdım bir o kadar da sevindim. Ki Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere buralara ihracat yapmak kolay değil.
Bu iki söylediğiniz Almanya ve Fransa ülkeleri biliyorsunuz Türkiye’nin AB’ye girmesinde epey karşılar…
Olabilir ama ticaretimiz devam ediyor.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile yeni seçilen Oda ve Borsalar Başkanları olarak bir araya geldiğiniz de TOBB mevzuat ve faaliyetleri hakkında bilgilendirmeler yaptınız. Ne gibi görüşler bildirdiniz, destek isteyip talepler de bulundunuz?
Görüşmemiz tabii ki olumluydu ve Odalar Birliği çok güçlü bir kuruluşumuz. Yapılan etkinlikler ve faaliyetlerle ATO isteği doğrultusunda hizmet alacağımızı öğrendik. İlk etapta birkaç konuda TOBB’dan yardım istedik, Adanamızın ticaretini geliştirmek adına şuanda neler yapabiliriz bunu araştırıyoruz. Biliyorsunuz bir üniversite projemiz var ve destek istedik. Ki TOBB olarak üniversiteler oluşturuldu vakıf olarak. Adana’da da 2. Bir üniversite kurulma kararı çıktı TOBB olarak, TOBB’un da bu konuda tecrübelerinde yararlanmak istediğimizi, burada neler yapıyoruz paylaştık. TOBB’un bu hususta çok değerli hocaları var ve onlarla çalışıyor, o hocaların Adana için de çalışmalarını talep ettik, çalışmalar devam ediyor. TOBB’un her türlü imkanından faydalanacağız.
23. Dönem Adana’dan çıkan Milletvekili sayısı 14 idi, 24. Dönem yine Adana’dan çıkan Milletvekili sayısı 14… Bu sayılara bakınca Adana’ya karşı umudunuz artıyor mu? Bu sayede Adana bir şeyler kazanır mı?
Üç oda olarak bu 14 Milletvekillerimizin partisi ne olursa olsun hepsinin Adana Milletvekili kimliği ile bizlerle daha sımsıkı birlikte olmak adına, bizlere projelerimizi desteklemek adına Adana Milletvekili kimliği ile iktidarı dolayısı ile muhalefeti de destekleyici olarak görmek istiyoruz. Hepsini de mecliste Adana Milletvekili sıfatıyla birlikte görmek istiyoruz. Adanamıza hizmet için bu göreve talip oldular ve seçildiler bizler de hizmet için bu göreve talip olduk. “Adana için neler yapabiliriz?” bunları konuşup, anlatmamız gerekiyor. Sizin vasıtanızla da seçilen Milletvekillerimizin iktidar ya da muhalefet, bağımsız fark etmezsiniz birbirleriyle de bir yürek olmalarını talep ediyorum. Kendimiz için değil adana için istiyoruz.
Peki, bunun dışında siyasetten beklentileriniz neler?
İlk işimiz yatırımcı bir bakan istiyoruz, bakan yardımcısı deklarasyonu yaptı Başbakanımız. Bakan yardımcısı da istiyoruz. Bunlar Adanamız için çok elzem, çok gerekli bir şey. Çok ihtiyacını hissettiğimiz şeyler.
Hangi alanda ama? Enerji bakanımı, Sağlık Bakanı mı, Kültür ve Turizm Bakanı mı?
Adanamız için tarım çok önemli, tekstil önemli.
Bölgenin gücüne göre mi?
Ticaret Bakanlığı önemli… Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Bayındırlık, Tarım Bakanlığı bunlar Adana için faydalı ama Türkiye için de faydalı olacaktır. Mesela Enerji Bakanlığının bu bölgeden olması çok daha avantajlı olacaktır. İlk isteğimiz bu. Aslında Türkiye genelinde böyle olması lazım… Hangi bölgede ne zenginse buna göre bir seçim yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Oda olarak kaç Meslek Komiteniz var?
46
Danışmanlık yapıyor musunuz?
ABİGEM var burada tüm üyelerimize her türlü danışmanlık veriyoruz. Adana Ticaret Odası’nın görevi bu zaten.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Adanamız cazibe merkezi, Adanamızı cazibe merkezi haline getiren fonksiyonlarımızı konuşuyoruz ve uygulamalar yapıyoruz. Bizim için “Adana için ne yapabiliriz?”bu önemli. Vizyon-Misyon sahibi, Adana gönüllüsü olan pozisyonunda ki insanları bulup getirmemiz lazım. Menfaat düşünmeyen, buraları basamak yapmak istemeyen insanların Adana’da söz sahibi olması lazım… Hep birlikte Adanamızı daha güzel yerlere getireceğiz.
Bu hafta ki röportaj konuğumuz Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz… “Sermayeniz değil, moraliniz biterse çökersiniz…”
Adana Ortak Akılla Yeniden şahlandı…
Bu röportaja kadar “Adana bitti” diyenlere hak verirken Sayın Aldırmaz ile sohbetimiz ve enerjisinden sonra fikirlerim tamamen değişti, “Adana bitmemiş, durmuş… Ve şimdi kaldığı yerden hızla yoluna devam ediyor” düşüncesi, beynimde şimşek gibi çaktı…
Geldiği günden bu güne yapılan çalışmalar ve gerçekleştirilecek projeleri dinledikçe bir genç olarak umudum arttı. Projeler gerçekleştiğinde beyin göçü veren Adana’nın, bu projeler sayesinde gençlerin de özlediği yaşam alanına döneceğine inandım…
Sizi tanıyoruz ama birinci ağızdan Zihni Aldırmaz kimdir?
Adana Tepebağ mahallesinde doğdum büyüdüm. Bizim dönemimizde Ağa Mehmet Mahallesi idi daha sonra Tepebağ ve Kayalı Mahalle diye değişti. İlk, Orta, Lise eğitiminden sonra Güzel Sanatlar Mimarlık Bölümünden mezun oldum. Evliyim 3 çocuğum var. 2 kız bir erkek ama kızlarımdan biri ve oğlum ikizler.
Sizin bir de boks geçmişiniz var…
1960 yıllardan bu yana bütün amatör spor dallarıyla uğraştım ve kişileri kötü alışkanlıklardan kurtarır amacıyla da devam ettim. Spor disipline etme yöntemidir. Antrenörlük, Hakemlik yaptım ki Adana Tarihinde ki ilk uluslararası hakemim, yurtdışında birçok maç idare ettim
Belediye olarak spora desteğiniz nasıl?
Şu anda da belediye olarak bütün amatör dallarda Adanalının spor yapması için çalışıyoruz. Yaklaşık 2 bin 3 bin çocuğumuza da spor yaptırıyoruz.
Gayet fitsiniz, spora devam mı?
Son zamanlarda kendimi biraz ihmal ediyorum ama spor her zaman benim hayatımın bir parçası.
Gün nasıl başlıyor?
Bir kere uyandığım saat ile yatacağım saate kadar beyinde projeler geliyor. “Ortak Akıl Ortak Başarı” diye bütün toplumla herkesten projemize katkı almak için iletişimdeyim. Artı projelerimizle uygulamalar yaparken mümkün olduğunca denetlemeye giderim, çünkü proje ne olursa olsun uygularken o detaya ya ruh katarsınız ya da onu kötüleştirirsiniz, başarı katmak için buna özen gösteriyorum.
Öncelikle Belediyecilik nedir? Belediyeciliği ve görevlerini tam anlamıyla ne kadar iyi biliyoruz? Her başımız sıkıştığında belediyenin kapısını mı çalıyoruz?
Belediyecilik insanın doğumundan ölümüne kadar bütün yaşamını bütünleştiren bir konu… Bir kere belediyecilikte özellikle Büyükşehir Belediyelerinin ve kadrolarının fotoğrafının tümüne bakması lazım… “Bu konu benim, şu konu onun” noktalarına girmemek lazım. Eğer siz bütünü planlıyorsanız o bütünle ilgilenmeniz lazım, biz böyle bakıyoruz. Konu Sağlık Müdürlüğünün işiyse biz kendimize ait olan işi yapıyoruz diğer işlerde de yardımcı oluyoruz. İlçe Belediye Başkanımız olan arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz ve meclisin mutlaka uygulamalarda da aktif olarak katkı koymasını sağlamaya çalışıyoruz.
“Ortak Akıl, Ortak Başarı” ile yola çıktınız… Kaç “ortak akıl ile ortaya çıkan işler, ortak projeler” gerçekleştirdiniz?
Ortak Akıl Ortak Başarı’nın en büyük sihirli yanı kısa sürede bir kişi bir tek işi yapabilir ama “Ortak Akıl Ortak Başarı” ile hareket ettiğiniz zaman aynı sürede daha fazla iş yapma imkanınız var. Bir de toplumdaki olumsuzlukları, tenkitleri ortadan kaldırıyorsunuz. Birlikte hareket ettiğiniz için enerjinizi içe değil dışa harcıyorsunuz. Dolayısıyla bu sihirli kelimeyle Adana son günlerde Ticaret Odası, Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Valimizle ve hatta komşu illerin odalarıyla, hükümetle hep birlikte kucaklayan ve proje geliştiren konuma geldik. Herkesin projelerimize katkı koyması ya da yeni proje önermelerini sağlıyoruz. “Ortak Akıl Ortak Başarı” bu sihirli kelimenin içerisinde herkes var.
Peki, bu slogan nasıl ortaya çıktı? İnsanlar bundan epey etkilendi ki slogan adeta ezberlediler.
Ben birlikte hareket etmeyi ve paylaşmayı seven biriyim. 2009 verilerine göre 8 buçuk katrilyon mevduatımız var, eski paraya göre ve bir de göç ile gelen müthiş bir iş gücümüz var. Herkes bu göçten şikayet ederken ben buna bizim zenginliğimiz derim. Parayla pulla alamayacağınız genç nüfus muhteşem bir şeydir. Göç bizim zenginliğimiz, yeter ki ekonomiye kazandıralım düşüncesindeydim bir de işadamlarının moralini düzeltip sermayenin piyasaya çıkmasını sağlayacağız. O zaman ne yapacağız “ortak akıl” diyeceğiz. Bunu dediğimiz zaman işadamından işçisine kadar toplumun bütün kesimi kendisini bulacak. Bu sloganımız da tuttu ve şuanda yıldızlı otellerinizin hiç birinde yer bulamazsınız. Demek ki “Ortak Akıl Ortak Başarı” bu işsizliği de yok edecek.
Gerek halktan, gerek iş dünyasından gelen projelerin kaç tanesine “İşte bu!” deyip en sağlam proje gözüyle baktınız?
Bir kere Ortak Akıl Gençlik Proje Yarışması, Ortak Akıl Çocuk Yarışmaları gibi yarışmalar şu anda hazırlık halinde, engelsiz mekan çalışmalarımız hızla devam ediyor ki Türkiye’ye örnek olacak bir yapılanma…
Adana’nın en büyük sıkıntısı nedir?
Talep geliyor “Adana’nın bir numaralı sorunu trafik” diyorlar
Adana Trafiği yüzünden küçük İstanbul gibi bir şehir oldu sanırım?
Evet, Adana büyüyor zaten bizim rakibimiz İstanbul diyorum hatta neredeyse İstanbul’u bile rakip görmeyeceğiz ama bu alt yapıyla alakalı bir durum. Trafikten yana talepler geliyor ve bu konuyu masaya yatırdık, bir de baktık ki 1 ilçede 5 ilçeye dönüşmüşüz. Ama resmi kurumlar ve cazibe merkezleri hala eski yerlerinde.
Nasıl yani?
Sarıçam ‘da noter yok, bir banka şubesi yok, demek ki her ilçenin resmi kurum ve cazibe merkezi olarak yapılanması lazım, bunu halledeceğiz dedik ve bir kampanya açtık Sayın Valimiz de destek verdi… Hızla resmi kurumların yapılanmasıyla ilgili çalışmalar yapılıyor hem plan açısından hem de kurumlar artık kendisini taşınması gerektiğini ifade ettiler. Bir de kavşaklarda geometri bozuklukları vardı, şuanda kavşaklarda 22 noktada kavşak düzenlemesi yapıyoruz bu da trafiği ciddi oranda rahatlatıyor. Kavşak düzenlemelerini yaparken 2-3 tane prensibimiz var. Öncelikle trafiği rahatlatmak, insanların moral ve motivasyonunu düzeltmek ve ilk defa hızlanma şeridini yapmak. Trafiğe dahil olmadan belli bir süre sizin hızlanma şeridi olarak devam edip ondan sonra trafiğe katılmanız ve o kavşakların özellikle engellilerin daha konforlu seyahatini sağlamak için yapılan çalışmalar.
“Yaptığınız çalışmalarda öncelikleriniz kimler? Gençler, yetişkinler, çocuklar, yaşlılar, engelliler hangisi?” diye bir sorum vardı ama verdiğiniz cevaplardan öncelik engellilere gibi?
Evet… Kaynağınız kısıtlıysa önceliklerinizi belirlemeniz gerekiyor. Birinci olarak Engelliler sonra en çok kullanılan mekanlar. Mezarlıklar, hastaneler, okullar bunlar öncelik olarak hareket ediyoruz. Bir de ekonominin can damarı olan küçük sanayi siteleri ve imkan oldukça Organize Sanayi Bölgesi ve çok kapasiteli işyerleri ve eksik olan iş konularına iş yerlerinin yapılandırması. Bunu Sanayi Odası Başkanımız Sadi Sürenkök ve eski başkanımız Ümit Özgümüş ile beraber bir program içerisinde hareket ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Şu anda da Keresteciler ve Mobilyacılar Sitesi’nin önünden geçen eski Ceyhan Yolu dediğimiz Amerikan Konsolosluğuna kadar olan bölgeyi iyileştiriyoruz, yağmurdan dolayı yavaşladık biraz ama iyileştirmemiz devam ediyor.
Facebook Twitter’da oldukça aktifsiniz, orada iletiler yazan, Tweet atan gerçekten de siz misiniz?
Evet, benim. Zaman buldukça giriyorum ve sayı 1800’ü buldu (Gülüyor) Adana genç! Adana’nın 2 milyon nüfusunun 500 bini öğrenci bu muhteşem bir şey. 35 yaş altı nüfusun %60-70’i. Dolayısıyla gençlerle birlikte hareket etmek hem bana enerji veriyor hem de ufkumu açıyor. Teknoloji ile araları da çok iyi, ellerinde bilgisayar ile gündemi takip ediyorlar.
Bu söyledikleriniz sadece siz geldikten sonra yapılan çalışmalar mı?
Evet, şimdiye kadar 27 tane okul için asfalt çalışmaları yapıldı ve devam ediyor. Ses yapmayan Cam Potayı bahçelerine montajını yapacağız, bir de gençlerimizin spor yapası bizim için çok önemli.
5 ilçeye 5 kapalı spor salonu yapılma kararı onaylandı sanırım, geçtiğimiz günlerde Twitter’dan duyurdunuz bunu?
Evet, şimdiye kadar Adana genelinde 2-3 tane kapalı spor salonumuz vardı şimdi meclis kararı çıktı 5 ilçeye birer tane kapalı spor salonu yapacağız. Onun dışında 10 tane lise ve o mahallenin insanının kullanacağı antrenman salonu projemiz var bunlar tamamlandığı zaman spor salonlarıyla ilgili alt yapı eksiğimiz kalmayacak.
Stadyum projesi de onaylandı değil mi?
Evet, onaylandı 33-35 bin kişilik kapasitesi olan bir stadyum yapılacak. Bakın hükümetle uyumlu çalışmamız nedeniyle dertlerimizi sıkıntılarımızı doğru ifade ettik ve milletvekillerimiz konuya duyarlı davrandılar. Son 6 ay içerisinde Adana için alınan kararları sıraladığım zaman muhteşem şeyler olduğunu düşünüyorum. 1 Adliye Sarayı, Sağlık kompleksi, Teknik ve Teknoloji Üniversitesi’nin onaylanması, 3 Meslek Yüksek Okulu (Feke, Saimbeyli, İmamoğlu) bir de komşu şehirlerimizden bir tanesi Vakıf Üniversitesi olarak Adana’ya Tıp Fakültesi kuruyor, stadyum projesi, 7500 kişilik kapalı spor salonu kongre merkezi niteliğinde, 2500 kişilik kapalı spor salonu… Yerel yönetim olarak hükümet ve STK’larla uyumlu olursanız çok iyi şeyler yapabilirsiniz.
Yeni yapılan köprünün üzeri kapatılacaktı ama açık kaldı, yeniden üzeri kapanacak söylentileri var ne kadar doğru?
Evet, o köprünün üzeri kapatılacak, gerekli görüşmeler yapıldı ve D-400 Karayolunun tamamlanacak Ziyapaşa Bulvarı kavşağı ve Havaalanı kavşağı bildiğiniz gibi hükümet tarafından bu günlerde ilan aşamasında ihalesi.
Özellikle o köprünün sağından ve solundan geçen tek şeritli yol trafiğin daha çok sıkışmasına neden değil mi sizce?
Bu tamamen bürokrat hatası… Oranın tıkanacağını inşaat sırasında karayolları yetkililerine söylemiştim ama onlar ihale böyle değiştiremeyiz dedikleri için bu şekilde devam edildi. Şimdi Karayolları Bölge Müdürü ile görüştüm “Siz müsaade edin biz genişletelim yolu” dedim ve uygulamaya başlayacağız. Kaldırımdan 1 buçuk metre aldığınız zaman ne yolu ne de kaldırımı sıkıntıya sokmamış olacağız çünkü kaldırımlar oldukça geniş.
Gençlere ne tavsiye ediyorsunuz?
Gençlere şunu tavsiye ediyorum bir ağabeyleri olarak tecrübeyi kendilerinden uzak tutmasınlar. Güvendikleri tecrübeli insanlarla beraber yol alsınlar. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal zamanında çok önemli gençler gelmişti ama onlar kır saçlı dediğim tecrübeli insanlarla birlikte hareket edemedikleri için kayboldular. Tecrübe zamanla elde edilen kaynaktır. Kitap okursunuz bilimi ya da başka şeyleri anında alırsınız ama lütfen güvendikleri insanların tecrübelerine önem versinler.
Adana’daki kadın potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Oldukça iyi bir orandayız kadınlarımız oldukça iyi yerlerdeler ki son zamanlarda aktif olarak siyasete de girmeye başladılar. Toplumumuzda iki kahraman var diyorum. Bir öğretmenler bir de en az 3 kişi çalıştıran işadamları. Bakıyorum öğretmenlerimiz bir sanat dalıyla uğraşıyor, korolara katılıyorlar kendilerine yarattıkları farklı dünya ile başka insanların dünyalarına ışık tutuyorlar. Bütün olarak baktığımız zaman Adana gerçekten farklı, kendilerine dünya kurmuş insanların dünyalarını birleştirmek amacındayız. Her zaman söylüyorum. Ticarette de siyasette de diyorum “Sermayeniz bittiği zaman değil moraliniz bittiği zaman çökersiniz!” onun için biz moral değerlerini yüksek tuttuğumuz zaman toplumdaki değerlerimize, kadınlarımıza gençlerimize güvendikçe birlikte hareket ettikçe bizim halledemeyeceğimiz, beceremeyeceğimiz hiçbir ey yok. Ortak Akıl yine devreye giriyor.
Başka ne gibi projeler var?
Enerji merkezi olması dolayısıyla Yumurtalığa direkt bir bulvar planladık, yine Tuzla’ya set yolundan devam edip regülatörün oradan Tuzla’ya direk bir bulvar açıyoruz. Şimdi Tuzla’da 7 bin dönüm Golf Turizmine uygun hazine arazisi var, nehre bir köprü yaptığınız zaman, Tarsus tarafında şuanda 10 bin yatak inşaat sürüyor Golf Turizmi var orada ve yatırımı başladı yani işsizliğe müdahale edecek bölgesel işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Bu işbirliği ile kendimizi aşabiliriz. Hedefimiz Çukurova Bölgesi’nde 4 milyon turist 4 milyon dolar turizm geliri. Bu hiç hayal değil. 4 bin yıldır tarihi değişmeyen bir bölgedeyiz ve 4 tane büyük medeniyete başkentlik yapmış bir yer burası.
AK Parti iktidara geldiğinden bu yana ilk amacı İstanbul’u Finans ve Kültür Merkezi yapma hedefleri ile yola çıktı ve İstanbul önceden üretim yeriyken şimdi tamamen Türkiye’nin finans merkezi haline geldi. Finans Merkezi olan bir yerde üretim yapmak bir hayli maliyetlidir, bu nedenle üretim diğer şehirlere kaydı. Adana’da üretim konusunda yüksek potansiyele sahip olan şehirlerden biri demiştik. Gerek İskenderun Limanı gerekse Mersin Limanı Adana’yı daha güçlü hale getiriyor. Bunun için bir alt yapı çalışması var mı? Oradaki üreticileri buraya çekmek isteseniz ne gibi ilişkiler kurarsınız?
Burası ticari merkez, burası tarım merkezi, Ortadoğu’ya açılan pencere, Türkiye’de ikinci merkez burası olacak, Turizmde de 4. şehir olacak. Bakın Hızlı Tren’de Adana programına alındı. Hızlı tren ile 10 dakikaya inse kişiler için ne kadar güzel olur değil mi? Antep 25 dakika olsa gidip orada bir baklava yiyip dönseniz nasıl olur? Bunlar bölgesel kalkınmaya nedendir. Göç nereye olur? Cazibe merkezi olan, iş olan yere olur. Göç yok şuan neden? Sermaye saklandığı için… Şimdi yeniden göç istiyorum. Fabrikalar, iş yerlerinin açılması için bunlar lazım. İş yerleri açılsın, bankadaki mevduat ekonomiye dönsün o vasıfsız insanları eğitelim ekonomiye kazandıralım. Mesele bu!
Turgut Özal döneminde aktif olarak siyasete atıldınız. Siyasete girdiğiniz o günden bugüne Adana’da ne gibi olumlu değişiklikler gördünüz izlediniz
Şimdi tabii Turgut Özal dönemi muhteşem bir dönemdi. İnsanların Marlbora sigara ile yargılandığı, üç beş dolar yakalattığı zaman hapse düştüğü Türk parasını koruma kanunu, yapraklı nüfus kağıtları, gelişmiş ülkelerde görülmeyen ehliyetler, kredi kartları çok büyük değişiklikler yapıldı… O dönemde ilçe sekreterliği, iki dönem ilçe başkanlığı, il yöneticiliği yaptım sonra rahmetli Turgut Özal vefat edince siyaseti bıraktım çünkü yapımıza ve görüşümüze uygun yönetim oydu ama şimdiki bu ortak akıl projesinde seçimden sonra da ortak aklın milletvekilleri arasında da sağlanması için biz üzerimize düşen her türlü fedakarlığı yapacağız ve seçilecek milletvekillerimizin de ortak hareket edeceklerine benim inancım tam. İnancımız şudur ki bence bu dönem Adana’dan iyi bir netice alındığı zaman Adana’da bakanlık da olacaktır.
Projelerinizi, çalışmalarınızı ve konuşmalarınızı dikkatle dinleyince Adana sanki eski yıldızına yeniden kavuşacak gibi duruyor…
6-7 aydır Adana’da şu anlattığım yatırımlar, birliktelikler, huzur, uyum ile Adana’nın hiçbir çözülemeyecek sorunu kalmayacaktır. Cumhurbaşkanımızın Adana’ya gelmesi hem Cumhurbaşkanımızın bizi tanımasını sağladı hem de Adanalının Cumhurbaşkanımızın bu kadar sevecen, ilgili, kucak açan bir yapıda olduğunu gördüler ve orada muhteşem bir diyalog kuruldu. Ve Cumhurbaşkanımızla hep karşılaştığımız dönemlerde “Üniversiteniz ne oldu? Nasıl gidiyor?” dediğinde bu sözlerden muhteşem etkileniyorum. Adananın bundan sonra hızla ilerleyeceğini, büyüyeceğine inanıyorum. Sadece size saydığım bu çalışmalar sonrasında işsizlik oranlarının çok aşağılara inip, özel sektörlerinin de hızla devreye gireceğini inanıyorum. Şuanda bir kişi başına geliri Kocaeli 300 küsur lira, mersin 200 küsur lira alırken biz 98 lira alıyoruz kişi başına gelir. Bu özel sektörün başka yerlere merkezlerini taşımasıyla ortaya çıkan ve mevduatı bankaya yatırmasıyla gelen bir netice ve bazı şirketler merkezlerini Adana’ya getirmeye başladılar bu sayede bizim gelirimizin 2-3 kat artma ihtimali var ve bu arttığı zaman hizmet verebilmemiz de 3-4 kat artacak. Toplumla sermaye sahibini birleştiriyoruz. Sermaye korkaktır saklanır. Şimdiye kadar yerel yatırımının yaptığı hartalardan dolayı sermaye saklanmış. Diyelim ki arsa almış yeşil alan yapılmış, fabrika açacak kuramazsınız demişler.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Biz yeni bir sayfa açtık, müteşebbisimizin emrindeyiz, üç kişi çalıştıranı kahraman kabul ediyoruz, Türkiye’ye örnek olacak engelsiz mekanlar oluşturup bütün geometrik hataları gideriyoruz, öğretmen arkadaşlarımıza eğitim ordumuza teşekkür ediyor ve onların da emirlerinde olduğumuzu ifade ediyorum. Onun için hiç karamsar değilim ve Adana İstanbul’dan sonra gelecek diyorum